Çizgi nedir ve resimde nasıl kullanılır ?

 

Çizginin, göz nesneyi incelerken yaptığı hareketlerin kağıt üzerinde basit bir tesbiti demek olduğunu gördük. Yine gördük ki sanatçı, çizgiye hükmederek bizde değişik duyumlar uyandırabilir. Bu duyumlar, Mısır vazosuna bakarken gözün hareketiyle doğrudan doğruya hasıl olan zevkten başlıyor, manzara resminden, Picasso'nun kara kalem deseninden aldığımız daha ince, daha karmaşık hazlarıma çeşidine doğru gelişiyor. Bu durumların her birinde duygularımızın uyarılışı, sanatçının çizgisine bağlıdır.

 

resimde çizgiÇizgiyle resim yapmak, tabiattaki nesnelerin görünüşünü tesbit için başvurduğumuz yollardan biridir. Bir nesneyi çizgiyle tesbit etmek, bilhassa' çocukluk çağı desenlerimizde, o nesneyi daha yakından tanımamıza yardım eder. Çocukken, çevremizde gördüğümüz ve sayıları gitgide artan nesneleri gruplandırmak, onların özelliklerini belirtmek ihtiyacını tatmin için resim yaparız. Örnek olarak dört ve beş yaşlarında iki çocuğun kara kalem resimlerini inceleyelim. Çocuklar, kendi aile üyelerinin dış görünüşlerini tesbit etmişlerdir. Çizgi yoluyla yapılan bu tesbit o çocukların, kendilerini çevreleyen dünyayı anlamalarına yardım eder.

 

Nesnenin bize nasıl göründüğünü tesbit ederken bütünü görme alışkanlığımızı çoğu zaman asıl temel elemanlara indirgeriz. Bir nesneyi algılamamıza yarayan görme usullerinden birini, adeta içgüdümüzle yalınlaştırarak geliştirir, stenografi yazısı haline koyarız. Mesela beş yaşındaki çocuk erkekle kadın elbiselerinin dış çizgilerini görmekle ayırdetmiş. Bir nesneyi algılamamızda ilk adım, çoğu zaman onun biçimini belirleyen kenar çizgilerinin algılanmasıdır. Bunun için, bir eteklik de basit birkaç çizgiyle biçimlendirilebilir. Biçimlerin kenar çizgilerini tesbit ederken bu çizgilerin o nesnede gerçekten mevcut olmadığını biliriz ama bize görünüşünü sağladığı için nesneyi yine de bu çizgilerle gösteririz.

 

Çünkü biz, nesnelerin biçim yapısını ilk anda dış ve kenar çizgileriyle algılarız. Gerçekte, nesneyi bütünüyle algıladığımızın farkında değilizdir. Ayrıntılarıyla algılamak ise pek nadir görülen birşeydir. Nitekim Mısır vazosuna baktığımız zaman yüzeyindeki süsleme çizgilerini görmeden önce, biçim yapısını kenar çizgileriyle algılamıştık. Bununla beraber, gördüğümüz birşeyi çizgi yoluyla tesbit ederken, bunu, görme alışkanlığımızın şekillerinden yalnız birine göre yaparız.

 

Bir nesnenin görünüşünü çizgi yoluyla tesbit ederken bazen bütün biçimini taslak halinde yapacak yerde yalın bir çizgiyle yetiniriz. Görme alışkanlığımızın yollarından biri de nesnelere, onları biçimlendiren temel istikametler açısından bakmaktır. Mesela ayakta duran bir figüre yalnız dikey bir çizgi olarak bakar, ya da bir sütunu, yüksek bir yapıyı, bir ağacı aynı şekilde tesbit ederiz.

 

Çizgiyi bu tarzda kullandığımız zaman, nasıl ok işareti bizi belli bir yönde harekete zorlayan bir sembolse, nesnelerin de öylece birer sembolünü yapmış oluruz. Çocuk resimlerinin ikisinde de çizgilerin "değnek biçimi"nde yapılmış olması, nesneyi görme alışkanlığımızda ne kadar basite inebileceğimizin örneğidir. İlk anda, nesnenin temel görünüşüne kendimizi verdiğimizden, bu görünüşün detaylarını farketmeyiz bile. Onu, tabiatına en uygun ana çizgiyle tesbit ederiz.

 

Bir nesneyi ana çizgileriyle göstermek, gerçekte birbirinden başka olan öteki nesnelerle aralarında bağıntı kurmamıza yarar. Ağaç, yüksek bina, sütun, ya da ayakta duran insan figürü, zihnimizde dikey oluşları yüzünden birbiriyle bağlanır. Dört yaşındaki çocuk bu çeşitli nesneleri, temel ögeleri dikeylik olduğundan, bir sıra çizgiyle resmetmiş bulunuyor. Gözümüz, çeşitli nesneleri yalnız ortak dikeylik yönünden görmekle de kalmaz. Az sonra, bunlardaki dikeylik ortaklığı dolayısıyla aralarında bütün nitelikleriyle bağıntı kurar.

 

Resmin her çağda ve her bölgede ortak olan öğeleri, daha önce de belirttiğimiz gibi çizgi ve renktir. Çizgi, yüzey üzerinde nesnenin ilk dış sınırlandırma eylemi olduğu için renkten de önce gelir. Resmin salt çizgilendirme isteğinden doğduğu bile ifade edilmiştir. Nitekim Tarih öncesi insanının resim dünyasında da, ilkel insanda da, çocukta da, çizgi bu temel eğilimi belirler ve resim diliyle ifadenin ana aracı olur. Çizgisel yeteneğin güçlü oluşu resim yüzeyindeki ritmik hareket ve kıpırtıyı sağlayabilir.